Lale Belkıs hayatı eserleri resimleri
Lale Belkıs hayatı eserleri resimleri
Bu yazı 2.247 kişi kez okundu.
5 Ocak 2012 20:55 tarihinde eklendi



Lale Belkıs

 

 

Lale Belkıs Lale Belkıs hayatı eserleri resimleri

 

1938′de İstanbul’da dünyaya geldi.Hakiki ismi Belkıs Durmaz’dır.Manken,oyuncu ve şarkıcıdır.Olgunlaşma Enstitüsü mezunudur.Sanat hayatına 1953 yılında manken olarak başladı.1962′de oyuncu Pekcan Koşar ile evlendi.Koşar’la evlendikten sonra “Evlilik Dolabı”,”Boeing Boeing”,”Becerikli Kaynana” gibi tiyatro oyunlarında rol adı.Müziğe 1967′de başladı.İkinci evliliğini Ateş böceği Yalçın ile gerçekleştirdi.Pek çok yardım kuruluşunun gönüllü üyesi olan Lale Belkıs Yeşilçamın da sevilen yüzlerindendir.7.Altın Portakal Film Festivalinde “Kalbimin Efendisi” filmiyle En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülünü kazanmıştır.

Albümleri

Fecri Ebcioğlu Sunar (karma) (Regal Plak)
Kadınca (Polydor Plak)
Kapılar (Marşandiz Plakçılık)
Bak Bir Varmış Bir Yokmuş 2 (karma) (Odeon Plak)
Bak Bir Varmış Bir Yokmuş 3 (karma) (Odeon Plak)
Bir Zamanlar 2 (karma) (Ossi Müzik)

Filmleri

Yılın Kadını (1989)
Mesela Muzaffer (1987)
Dağınık Yatak (1984)
Şiribim Şiribom (1974)
Bir Demet Menekşe (1973)
Çile (1972)
Paprika Gaddarın Aşkı (1972)
Sezercik Aslan Parçası (1972)
Sezercik Yavrum Benim (1971)
Feride (1971)
Kalbimin Efendisi (1970)
Aştan da Üstün (1970)
Tarkan (1969)
Harun Reşid’in Gözdesi (1967)
Ölüm Tarlası (1966)
Fatih’in Fedaisi (1966)
Bitmeyen Korku (1965)

 

06 Lale Belkıs hayatı eserleri resimleri


YAĞMURLU İKLİMLERİN KADINI…

“Esintilerim” bir Lale Belkıs Sergisi. Lale Belkıs’ın 17. Kişisel Sergisi. “Esintilerim” bir renk fırtınasıydı. Ve inanıyorum, her çizginin, her fırça darbesinin bir şarkısı, bir öyküsü olmalıydı. Kendimi işte o esintilere bırakmanın zamanıydı.

Bir kadın yürüyordu kumsal boyunca. Yalnızdı. Güneş vurmuştu gözlerinin içine.

Hüzün civa gibi akıyordu. Yalnızlığımı hissettiğim zamanlarda hüzün civa gibi akardı zaten. Hiç durmadan akardı.

Yalnızlık.Yalnızlığın ayağımıza doladığı bağlardan sıyrılıyor gibiydi kadın. Lila rengi bir bulut yığınına doğru koşuyordu…

Yıllar öncesinin şifresi çözülüyordu palyalçonun bakışlarında. (“Hoyrattır bu akşamüstleri daima,”der ya Dranas. Aynen öyle.)

Lale Belkıs3 Lale Belkıs hayatı eserleri resimleri

Bir başka kadın vardı. Işıklar altında, sahnede. Hüzünlere gerili bir ağa takılmıştı. Kirpiklerinin ucundan koparak, yanaklarının üzerine yuvarlanan göz yaşını göstermemek adına usulca çevirdi başını.

Dedim ya, her tablonun bir şarkısı, öyküsü vardı… Biliyordum. Hissediyordum.

Gecenin sabaha aktığı saatlerdi. Alacakaranlık yırtıldı, yırtılacak. (“Bu şarkı bizim, hep ikimizin… O geciken sevgimizin. Ümitlerin, hayallerin, anıların şarkısı bu… Ne çabuk geçmiş ah o gençlik… Sanki hep kışmış gibi, hep yağmurlu… Geçmiş, yaşanmış sevgimiz..”)

O kırık gülümseyiş. Düşlerimin el değmemiş raflarında çoğalıyordu renkler. Lale Belkıs o renkleri tuvaline geçirmişti…

04 Lale Belkıs hayatı eserleri resimleriPıhtılaşmış bir kırıklık, ışıksız sabahlara uyanıyordu.Köküne kadar gömülmüş, kara saplı bir bıçak olmalıydı özlem. Yalnızlığın yer çekimsiz boyutlarındaydık.

Bir başka “liman şehri”ndeydim.

Som çivit mavisi bir gök. Camlar şikest olmuş, meyler dökülmüştü nicedir. Pencerelerde tektük ışıklar.

İnsan ruhunu anlatmakta, yansıtmakta, yaşar kılmakta en usta virtüozlerden biriydi Lale Belkıs.Her tablosunda bir başka duyguyu, çoşkuyu yaşıyordum…

“Sen ışık saçan güneşlerin çocuğu..bense yağmurlu iklimlerin kadını… Yabancı olmalıyız… Yok mektubumu yere, son oldu diye atma… Yabancı olmalıyız. ellerini bile tutamadan sevmek çok acı… Dokunmak istesem bile… Hayır, olamaz… Sana bu son mektubum… Bakma bana öyle kadınca. Çevir başını görmemezlikten gel. Sen güneşlerin çocuğu, bense yağmurlu iklimlerin kadını…”

Hiç kesiksiz çiseliyordu özlem. Duvarlarda koşuşan gölgeler vardı. Üşüyordum.

Titreyen mum ışıkları. Bir düşün içinde yürür gibiydim.

Darülbedayi Osmani sahnesinde bir modacı oturuyordu. Reddettiği erkek kimliğiyle oturuyordu. Yanaklarında kalın bir fondöten. Yüzü tüller arasındaydı…

03 Lale Belkıs hayatı eserleri resimleri“Ne mektup bulur beni..ne bir sel getirir seni…”

Nabzı atan, soluk alan, yaşayan tablolardı…

“Kapılar geçit vermiyor…”

Aydınlanmaya başlayan günün ince mavisini çekip almıştı Lale Belkıs bir başka tablosu için.

Bu gönülçirkini düzende, en güzeli sunuyordu bize…

Lila rengi bulutlar yere inmişti çoktan. Bir kadın usulca o bulutlara doğru yöneltmişti adımlarını. “Lale Belkıs’2003″ imzalı bir tabloydu bu. Diğerleri gibi görkemli, etkileyci, şık ve çok güzel.

“Siz benim, kendisi yokken, kendisini düşündüğüm, siz benim, yanımda değilken, yanımda dolaştırdığım, gözlerini görmediğim halde, gözlerim olmaksızın da görebildiğim, ilk ve son kadınsınız” diye mırıldanıyordu Esat Mahmut Karakurt.

O kadın işte usulca o lila rengi bulutun içinde kaybolan kadın olmalıydı…

Amstrong’un aya ayak basışıyla birlikte tüketilen mehtap romantizmini yeniden hatırlatıyordu tablolarıyla Lale Belkıs.

Her çizginin, her rengin bir şarkısı, öyküsü vardı. Olmalıydı.

“Tesadüf bu ya bir gün bir yerde…”

“Bırakma beni. Tut ellerimden. Tut, hiç bırakma. Düşerim sonra. Muhtacım sana. Yazık değil mi. Bir gün ne kendim, ne gölgem kalacak…”

“Son ver küskünlüğe, bu böyle sürmez..ölüm gelirse geç kalmakta var…”

“Bırakma beni..şayet gidip de dönersen bir gün…”

“Nasıl anlatsam sana sevgimi..yanında bile hasretim ben sana…”

Sanat tarihimizde ne kadar önemli bir isimdir Lale Belkıs. Tiyatro, sinema, müzik, resim sanatımıza katkılarından ötürü, unutulumaz, yadsınamaz bir değerdir. Gerçek bir değer..!

İlk “Milli Manken”imizdir aynı zamanda.Öncü olmuştur..hiç bilinmeyen, bir mesleği ülkemizde tanıtmıştır.

07 Lale Belkıs hayatı eserleri resimleriNew York, Washington, Baltimor, Carleston, Miami, Hawai, Paris, Roma, Brüksel, Münih, Frankfurt, Stutgart, Las Palmas, Casablanca da Türkiye’yi temsil etti. Podyumlarda en şık giysileri taşıdı. Batıya açılan yüzlerimizden biriydi hiç kuşkusuz. Bir dönem Dior’da çalıştı. Yineliyorum; kadınlarımıza meslek ve estetiği bir sanat kolu olarak armağan etti.

Maurice Chevalier, Petite Piaf’ı dinlediğinde, “Bu kız tepeden tırnağa şarkı” demiş. İnsan tepeden tırnağa nasıl bir şarkı ya da canlandırdığı karaktere dönüşür derseniz. Yanıtım, Lale Belkıs olacaktır hemen. Sınır tanımadan sonuna dek hissedip yaşamıştır şarkılarını, rollerini.Duyguların resmini yapabilmiştir özgürce.

“Ölüm Tarlası”, “Tarkan”, “Çile”, “Feride”, “Paprika”, “Sezercik”, “Sezercik Aslan Parçası”, “Kalbimin Efendisi”, “Harun Reşit’in Gözdesi”ni kaç kez izlemiştim sinemada, televizyonda. Her defasında hırçın, narsist, kıskanç, iddialı, ihtiraslarına yenilmiş, alkol bağımlısı bir öteki kadın, kimi zaman sevdiği erkeğin çocuklarına bakmak zorunda kalan bir üvey anneydi. Her filminde terk edilirdi Lale Belkıs. Üçüncü şahıs olarak kalır, lanetlenir, hep gidici erkeklere bağlanır, bedel öder, acı çekerdi. Sinema tarihimizde canlandırdığı her rol üzerinde egemenlik kurabilmiş, çoktan unutulmazlar arasına girmiş bir karakter yıldızıydı o.

“Bir Demet Menekşe”yi hatırlıyorum. Gözlerindeki o paramparça yeis, kırgınlık ve terkedilmişlikle makyaj masasına geçip saçlarını fırçaladığı sahneyi. Kuşkusuz, “Dağınık Yatak”ta yaşar kıldığı Tiraje, bir aktristin varabileceği sayılı hesaplaşma noktalarından biriydi. Zirvede bir oyunculuk sergilemişti yine.Mağrur, insanlara tepeden bakan, kentsoylu Tiraje…

1970 Antalya Film Festivalinde “Kalbimin Efendisi” filmindeki yeterli oyunuyla en iyi yardımcı kadın oyuncu ödülüne değer bulunmuştu.

02 Lale Belkıs hayatı eserleri resimleri“Bu şarkı bizim..hep ikimizin…”

Burada bir noktaya değinmek istiyorum; “Kalbimin Efendisi”, “Dağınık Yatak”, “Sezercik”, “Bir Demet Menekşe” ve “Aşktan Da Üstün” ile Lale Belkıs Türk Sinema Tarihi’ne geçmiştir… dece bu beş filmde bile Lale Belkıs olağanüstü bir başarıyla, belleklerden silinmeyecek karakterler yaratmıştır…

“Oysaki hakkım yoktu seni sevmeye..sen ışık saçan güneşlerin çocuğu… Bense yağmurlu iklimlerin kadını…”

1960′ların hemen başında Lale Oraloğlu, Erol Keskin ile Evlilik Dolabı” adlı oyunla tiyatroya başlamıştır Lale Belkıs. “Boeing Boeing”,”Borusunu Öttüren”,”İkiz Kardeşim David”,”Becerikli Kadın”,”Sevgilime Göz Kulak Ol”,”Dikkat Kahvenizde Sonsuz Var”,”Nükte,” ”Şen Sazın Bülbülleri”,”Oscar”,”İstanbul Masalı”,”Çardaş Fürstin”,”Deli Dolu” ile devam etmiştir tiyatro yaşamı…

‘Şen Sazın Bülbülleri’nde gerçek bir sahne dehası olduğunu kanıtlamıştı bence.Hele müzikalin o en güzel şarkısını söylerken : ”

Bazen aç kaldım/Susuz dolaştım/Meteliğe bile muhtaçtım/Ama bir şey var yine de her zaman/Alnım açık, başım dik dolaştım/ Bazen ağlayan, bazen çok gülen/ Acı ve tatlı anılarıyla çok yaşamış bir kadınım ben..”

İşte şarkının, tam bu yeri, fotoğrafını asılıyordu sanki hayata. Bir gece Şan Tiyatrosu’nda dinlemiştim bu şarkıyı.Bir gecede büyük, çok büyük bir tutkuyu, hayanlığı yaşadım.Şarkılar benim içinde varolabilirdi..sanki yıldız ışıltıları dökülüyordu hiç durmadan.Kim bilir, belki de dünya standartlarında bir yorumcu ve aktrisin, Lale Belkıs’ın portresini sözcüklerle çizmeye ilk o gece karar verdim..Dolu dizgin sanata adanmış bir yaşamı anlatmak.Sonunda Lale Belkıs’ın alıp götüren güzelliği ve sanatçı kimliğiyle bir iç yolculuğa çıktım.Başarıların, alkışların, renklerin, defilelerin, film karelerinin, plakların, dublaj stüdyolarının, ödüllerin, plaketlerin, mısraların, hatırlayışların, dehlizlerinden tek tek geçerek.

En güzel chanson’ları O söylemişti.Hiç değiştirmedi tarzını.Dudaklarında hep o güzelim chanson’lar. Şarkı sözleri yazdı, besteler yaptı..dönemin ünlü ismi-henüz ne Superstar, ne Diva olarak anılmıyordu-Ajda Pekkan’a rakip olarak gösterildi…

“Kapılar birbir çıktı karşıma.Hepside kitliydi..açamadım.Açamadım.

Acılarla, anılarla kalakaldım… açamadım.

Kapılar geçit vermiyor..halimi soran olmuyor.

Günler gelip geçiyor bense hala yerimde..”

“Kapılar”ı söylüyordu kanatırcasına içimi.Bu şarkıyı ne zaman dinlesem…

01 Lale Belkıs hayatı eserleri resimleri1970 yılında Playboy Gece Klübü’nde sahneye adımını atmıştı.Gazino dünyası hep ters gelmişti o’na.Dinlenmesi için söylerdi şarkılarını..eğlendirmek için değil.

“Ne var ki, ilk söylediğim şarkılardan ve chanson’lardan vazgeçemedim hiç vazgeçemiyorum da.Brecht tarzı, nasıl derler tiatral müziği seviyorum galiba…”

Mevhire Beyat, Mediha Akarsu, Nebahat Candan’dan ilk figür derslerini almıştı seneler önce..öğrenciyken.Sonra Hasan Kavruk ve Bahattin Odabaşı atölyelerinde devam etti resme.Burhan Uygur ile bir yıl atölye çalışması yaptı…

Lale Belkıs’ı yazmak, anlatmak zordur..Yine sergiye döneyim…

16 Mart Pazar günü “ESİNTİLERİM” adlı resim sergisinin açılış kokteylinde eşsiz güzellikteki resimlerini izlerken, itiraf edeyim bir renk ve duygu sağanağı içindeydim.

Replikler, şarkılar taşıyordu tuvallerden ya da bana öyle geliyordu.Her tablonun karşısında saatlerce kalabilirdim.Bambaşka dünyalar yolculuktu bu…sanatçının uçsuz bucaksız gökboşluklarına eşit yaratıcılığının ürünleriydi…hele o lila rengi tablo alıp bambaşka , tanımlayamayacağım, anlatamayacağım bir boyuta götürmüştü beni.Ürpermiştim..kumsalda yokoluşa koşan kadın da..bir yangın yerine dönen menekşeler de…derinliği olan, anlam yüklü tablolardı..bir sanatçının   coşkusu, heyecanları, umutları, yalnızlıklarıydı.Çığlığıydı hiç kuşkusuz.

Uçuyordum sanki bir rüyada..bilmiyordum neredeydim..zaman ne..yalnız bu şarkı çalıyordu…

Hayallerin, ümitlerin şarkısı bu.”

O şarkılar… Lale Belkıs’ın şarkıları..beni yaşatan şarkılar.Şarkılarım.

“Ne çabuk geçmiş, ah bu gençlik.”

Bir liman şehrindeydim. Lale Belkıs’ın anlattığı “Liman Şehri” olmalıydı bu.

Hatıralarımda çoktan sonrasız hayata kavuşmuş bir şarkısını daha duyar gibi oldum yeniden.Hüznü onunla sevmiş, yalnızlığın isini o şarkıyla yıkamasını bilmiştim.Ben Lale Belkıs’I 1970 yılının o sıcak yaz akşamında, o şimdi bir yangın yerine dönmüş yazlık sinemanın perdesinde ilk gördüğüm andan itibaren “aşk gibi “sevdim…

Ben onun şarkıları, filmleriyle mutluydum.En sadık hayranlarından biriyim.

PINAR ÇEKİRGE

 

Resim Galerisi

Zaman Tüneli:

Yazar
Ayhan ARI
Yorumlar

Bu Yazıya 0 Yorum Yapılmış

Henüz yorum yapılmamış

Yorum Yap

Kategoriler
Sponsor
Copyright © 2013. Tüm Hakları saklıdır. Vakti Zamanında
Webmaster EchoV2